Bir Pazar sabahı serçelerin tıngırtısı ve arsız güneşin sıcaklığı, âşık olduğum şehrin nemi ve seninle girdiğim it dalaşının adrenalinin inanılmaz hazzı ve yılların özlem duygusuyla yanıp tutuşurken odamın kapalı kapısı ardından sesini duymaktayım rüyamda mısın yoksa evim demi.
Sevgili; gidişinin ardında yaktığım gemilerin banko yolcusuyum, yüreğim dayanılmaz acıların panzehirini, seni duvarlara çizerek ve yüzüne kalleş diye haykırarak yarattı.
Bugün ilk karşılaştığımız sahile yolum düştü falımıza bakan çingene kadınla sohbete koyuldum, dilenci çocuğa uzatılan elin yarattığı o anlamlı tebessüm misali güler yüzlü ve tavşankanı nidalarıyla ünlü Ekrem babanın kahvesinde mola aldım. Karşı sahilde ki Yorga amca haber yollamış, nasıl da özlediğimi ansızın fark ettim bir an geçmişe dalıverdim hayallerimiz, evimiz, çocuklarımız ve ben içmeye başladıktan sonra ki halime her seferinde bir daha âşık oluverdiğini haykırmanı, bende her seferinde taptığım kadının aşkının tazelenmesi için tüm fırsatlarımızı Yorga babanın meyhanesine gitmeye başlayışlarımızı, rakıyla girdiğim dalaşmanın akabinde peltekleşen dilimle sana aşk şiirleri okumayı, gözlerinin içine bakarak gelecek planlarını kurmayı, tüm bunlar gözlerimin önünde bir film şeridi misali geçiverdi ve havlayan köpeğin sesiyle irkilerek kendime geldim
Nefret trenlerini kabul ettim gidişinle gönlümün istasyonlarına, kaplıcalar kan aktı, Ağrı dağı yandı ben sallandım, sakal bıraktım, yüzüme düşürdüğün hüznü saklamak adına ve sana aşk beslediğim çocuk yüreğimi unuttum senden sonra.
Hani okul yıllarımızdı, hatırlamıyorum şimdi hangi dönem olduğunu, hatırlamakta güçlük çekmekteyim. Balık tutma hevesine kapılmıştım da “sana yakışmaz sen yazmalısın vaktini okumak ve yazmakla geçirmelisin” gibi telkin ve önerilerini avazın çıktığı kadar arkamda bağırmış ama ben duymazlık tan gelip hızlı manevralarla evden çıkmıştım. Anlattılar yıkılmışsın trafik kazasını haber alınca, uzun bir süre aynı hastanede yatmışız ben konuşamıyor sen ise şuurunu yitirmişsin. Benden de beter olmuşsun, aylar sonra kendine geldiğinde ise kötürüm halimi gördüğün an, başucumda alnıma bir buse kondurduktan sonra çekip gitmişsin, ben ise gidişinin ardında yıllar sonra toparlanıp kendime gelmişim belden aşağısı tutmaz bir şekilde. Doktorların en iyi olur dedikleri tek şey ömür boyu tekerlekli sandalyeye mahkûm kalacağımı.
Kendime geldiğim an, yüreğim gözlerimle beraber ilk seni aramıştı. Yeniden dünyaya gelmişçesine zavallı annem ve arkadaşlarım sevinç gözyaşları dökmekteydi neden nasıl sorularının ardında senden bahsetmemelerine anlam verememiştim seni her sorduğumda konu değiştirmelerini anlamam uzun zaman almadı beni terk etmiştin hani sevgi ve aşk iyi günde ve kötü günde de beraber olmaktı.
Sevgili: kaza yaptığım dördüncü yılın aynı günündeyim bugün ve beni terk edişinin üzerinden tam dört uzun yıl geçti ben Yorga amcanın meyhanesindeyim, içiyor ama sohbetim sen değil, yüreğimde nefret karışımı ince bir sızı var. Vakit epeyce geç oldu eve doğru yol almaktayım arındım senden, yatağa uzanıyor ve sabaha senden eser kalmaması umuduyla uykuya dalıyorum
Buğulandı gözlerim
Sesini duymaktayım rüyamda mısın yoksa evimde mi? Kapısı kapalı olan odamın ardında geliyor sesin dört yıl aradan sonra taptığım kadın araladığı kapımın arasında bana bakıp ve gülümsüyordu o an yıllardır unuttuğum çocuk yüreğim seni tanımadığını haykırıyordu
Yazar: İdris KENÇ
Tarih: 07-01-2006