Seni sevmek suçmuydu bunu bilmiyordum henüz. Hayâsızca sevmekle sorumluluklarımı tamamladığımı düşünürdüm.
Evet, seni bir patlama anın heyecanındaki yoğunlukla sevdim. O patlamanın keskin ışıkları altında. Duygularım, bu ışık altında var olan masum tüm hallerini gün ışığına çıkardı ayan beyan. Bu anın oluşması için; içimdeki çok şeyi yaktım ben.
Çünkü o zaman tabularımla ördüğüm bir maskenin ardında yaşıyordum ben. Limanlarım vardı, tehlikesiz heyecanlarım ve ailem vardı. Toplumun içine girdiğim an bakışlarım insanların ve nesnelerin üstünde akıp gidiyordu. Dalgın bir uyurgezer gibi yaşıyordum sanki. Dikkatli bir ışığın altında bakamayanlar böyle görüyorlardı, bende böyle görmelerini istiyordum zaten. Dokunmasınlar, özenle ördüğüm bu dengeyi bozmasınlar istiyordum. Bu denge maskemdi benim.
Ama sen bu maskenin sevgisizlikten donmuş bir duvar olduğunu fark ettin. Ve hayatının bütün dikkat ışığıyla baktın bana. Bu maskenin ardında gizlenmiş bir ömre bütün dikkatinle baktın. Maske o an eridi. Gizli odalarım bütün kapılarını, bütün pencereleri bir anda sonsuzluğa açıldı. Ve karanlık olan hayatım, ıssız olan ormanlarım ve diplerde sürünen ben senin için hayat dolu, mutlu biri olarak bana dönüştü. Hayatımdaki bana uzak olan tüm sevinçler kalbim kadar yakın oldu bana, dikkatli bakışınla.
Evet, benim için bir patlama anındaki heyecandı o bakışların. Bana öyle bir ışıkla baktın ki kalbim bu ışıkla sonsuza dek mühürlenmişti, sana teslim olmuştum. Artık senin gözlerinle bakıyordum her şeye, içime yerleşmiştin. Limana demir atan gemi misali. Ve bakışınla yüreğime yaydığın aydınlıkla yaşamaya başladım, bu süreçte yüreğimin kiracısı değil sahibi oldun. Çünkü seninle değiştim olgunlaştım birçok şeyi senle fark ettim. Ördüğüm maskenin erimesi, her şeyi göze alarak bana o bakışınla doğrulanmış gibiydi. Bir ödüldün sen o sevgisizce donmuş duvarlarımı yıkarak yazgım olmuştun.
O ilk bakışın umuttu bana, hiç bilmediğim beklide o ana kadar karşılaşmadığım bir bakıştı. Bu bana bakışın nasıl bir bakıştı, bu nasıl bir ışıktı, gözlerinden süzülüp benliğimle bütünleşen. İşte o an bu halimle olan kendimi, kim olduğumu bir anda unuttum, unuttum başkalarını, parçalanmış ve maskeli halimi ve gözlerinden daha önce hiç görmediğim bir ışık gelip içime aktı. İşte o an anladım ki ben senden önce yaşarken korkunç bir boşlukmuş ömrüm. Boşluğumda sonsuza dek düşmeyi göze almıştın.
Şimdi boşluk olan ömrüm dolarken ışığınla, o dağınık, o maskelerle örülmüş dikkatim sanki ilk kez dikkatim oluyordu, sanki o an yeniden doğuyordum bilmediğim bir acıyla, onca yıl yaşadığım halde hiç yaşamamış gibi, sanki yaşamayı aşkı ve sevgiyi yaşamaktan daha çok, özler gibi doğuyordum. Büyülenmiştim ve bu yüzden ilk kez karışmıyorum kalbime, teslim olmuştum sana, çünkü ilk kez söz geçiremiyordum kalbime, ruhum ilk kez dokunuyordu dünyaya maskesiz.
Bugüne dek sevgi üzerine ezberlediğim tüm sözcükler o saçtığın ışıkla geri çekiliyordu, çünkü ilk defa sevmişti kalbim.