Doğubayazıt TarihiKronoloji
Dogubayazıt Tarihi
Doğubayazıt Dünü Ve Bugünü
Doğubayazıt Coğrafi Yapısı
Belediye Başkanlarımız
VideolarDoğubayazıt Videoları
Halk Müziği Klipleri
Kürtçe Video Klipleri
Çeşitli Videolar
Kürtçe Komedi Videoları
ŞiirlerEhmede Xani Şiirleri
Üyelerden Şiirler
Kürtçe Şiirler
Türkçe Şiirler
Sesli Şiirler
ResimlerDoğubayazıt Resimleri
İsak Paşa Sarayı Resimleri
Nuhun Gemisi Ve Meteor Çukuru
Ağrı Dağı Resimleri
Ehmede Xani Türbesi Resimleri
SitedeŞuan Bağlı
  Misafir:6
  Üye:0
  Toplam: 6
  Toplam Üye: 2681
MuziklerKürtçe Ezgiler
Klasik Stranen Geleri
Türkçe Ezgiler
Türkçe Ve Kürtçe Rock

Doğubayazıt Turistik YerlerEhmede Xani (1651–1707)
İsakpaşa Sarayı
Ağrı Dağı ( Ararat )
Urartu Kalesi Ve Şafi Camii
Nuhun Gemisi
Doğubayazıt Kültürel YapıTarihi ve Kültürel Özellikleri
Foklirik Giyim
Halk Müziği ve Geleneksel Oyunlar
Elsanatları
Mutfak Kültürü
Gerekli BilgilerSivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefon Numaraları
Ulaşım Ve Konaklama
Belediye Başkanlarımız<
Gelir Kaynakları
AstrolojiBurçlar
Reelkarnasyon
Kızılderili Astrolojisi
Rüya Tabireleri

Giriş yada Kayıt Ol
| Anasayfa | Köşe Yazıları | Biyografiler | Resimler | Doğubayazıt Haberler | Şiir | Reklam | Sitede Ara | İletişim | Üye Paneli |
| Forumlar | Komik Videolar | Komik Sesler | Flash Şiirler | Anketler | Rock Muzik | Halk Muziği | Sohpet | Özel Mesajlar | Çıkış |

Yüreğim Yetim Bir Çocuk Gibi Boynu Bükük
İdris KENÇ
İdris KENÇ

Tarih: 6 Ekim 02-0 Cumartesi


 Varlığınla semalarda aşk gibi aydınlık, yokluğunda savaşlardan arda kalan harabe köylerde tüten acı duman ve ölüm gibi karanlıktayım. Benliğim, yüreğimin bir bütünü, yokluğunda daha da çekilmez oluyor ölüm gibi bu yalnızlık.
            Geçen her günün ardında yetim bir kız çocuğunun tek başına, çaresiz sokak ortasına biranda bırakılmış dürtülerine bürünüyorum. Yalnızlığım yâda yalnız bırakılmışlığımın utangaçlığı baharda açan gülün kırmızısı oluveriyor her an yüzümde. Sen giderken akıp gidiverdi bende hayat sevincim, elinden balonu alınan çocuk misaliyim. Bakma giderken ardından kal diyemeyişime tel, tel döküldüm baharda açan Ajdalara vuran don gibi bende boynu bükük kaldım. Kahrolası çaresizlik, elimden bir avuç su misali akıp gittin.
            Ararat’ın mistik yaz gününün kavurucu sıcağıyla eriyen kar suyunun çağlayanlaştırdığı murat gibiydin, bent olamadım yıkarcasına gidişine, manidar olacak derman kalmamıştı yüreğimde, Buharalı tüccarın en nadide avizesine sıkılan kör kurşun gibi sende yüreğime saplanmıştın adressiz darmadağındım.
            Hani gül bahçemde solmayan olacaktın başköşede, heybetli duruşuna cümle âlem diz çökecekti ve dağları delen sevdalara madik atacak, türkümüzü dilden dile, diyarlara aktaracaktı çobanlar yıldızların altında her gece.
            Şefkatinle büyütecek ve büyüttüğün yüreğimin de rahibi olacaktın, kardelen misali, karakışın öfkesine asice baş kaldıran, isyankâr ve sevgimize karşı uzatılan ellere.
            Bense, yüreğimi adanan adak misali yüreğine adamıştım sumaklarında, hiç düşünmeden, aldırmadan tüm söylenen söylencelere inat, yıkılmaz dağ gibi ardındaydım.     Ölüm kol gezerken etrafımızda gölgemiz gibi, ben şuh bir gülüşüne dalıveriyordum üstüne, Ahmet arif oluyordum, ölümsüzleştirdiği otuz üç kurşun misali, sevdamızı yazıyordum, unutulmaz şiir olacaktı, çobanlar la beraber koro olup anlatacaktı nenelerimiz, bin bir gece masalları gibi yıllar yılı söylenecekti, kuşaktan kuşağa.
            Anadolu’da çınar olacaktık Nazım’ın vasiyetine konaklık edercesine ulu, destan olacaktı sevdamız, şahikalardan inip düz ovalarda çınlayacaktı, doğan her bebenin kulağına fısıldanacaktı isim babası olup büyüdükçe her bebede bizde büyüyecektik, Mem u Zin mezarında rahat uyuyacaktı, yeşerttiğimiz sevdanın esiri, olup Beko’ları dize getirecektik. Sensizliğinin ardında yüreğim yetim bir çocuk misali boynu bükük şimdi.
            Söylerdin ya hep sevgili” biz birbirimiz her şeyi olacaktık” bak hiçbir şey olamadık yıldızları nasıl seyrediyorsam her gece, bundan böyle ardından sana da öylemi bakacağım? Ne olur, kara trenlerin vagonlarına hapis olmuş yüreğimin feryadına ses ver artık, siyatiğimle beraber tarifsiz acılar çekmekte vücudum yokluğun ölüm olmuş karanlıklardayım.
            Çıldırmamak için avutuyorum kendimi, umutlarım tükendi,  kafese tıkatılmış bülbül misaliyim, olmayacak anlarda hayalinle avunuyor bir sigara tüttürüp dumanına sarıp kendimi gittiğin yerlere gelmek istiyorum. Sol tarafım acıyor hissetmiyorum artık, tek dayanağım ölümünün ardında her gece koynuma alıp kokusunu içime çekip beraber uyuduğum oğlumuza seni anlatmakla geçiyor ömrüm, çok özledik seni çok.


  
İdris KENÇ
idriskenc@hotmail.com




Sitede Yer Alan Makalelerin Ve Yazıların Sorumluluğu Yazarlarına Aittir Site Yönetimi Yazı İçeriklerinden Hiçbir Şekilde Sorumlu Değildir.
Bu makale 178 defa okundu. Toplam 408 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: İdris KENÇ ] - [ Yazarlar İndeksi ]

Rss Den Haber Oku


www.dogubayazitnet.com
Tüm Hakları Saklıdır İzinsiz Resim Ve Dökümanların Kullanılması Yasaktır
DogubayazitNet.com © 2006 - 2007 - 2008