YAŞAMA DAİR RENK VE SESLER-15
1- PUBLİUS CYRUS:Aptal sık sık affetmek onu ahlaksız yapar.
2- CHİLLON:Yardımlar tıpkı çiçek gibidir,ne kadar taze ise insanları o kadar memnun eder.
3- KIZILDERİLİ ATASÖZÜ:En son balığı tuttuğunda,en son ağacı kestiğinde,en son zehirli suyu içtiğinde ,paranın yenilip içilemeyeceğini anlayacaksın.
4- LA ROCHEFOUCAULD:Dostlarımızdan şüphelenmek,onların ihanetinden çok daha utanç vericidir.
5- SCHİLLER:Büyük insanlar,bütün acıları şikayetsiz katlanırlar.
6- KREZUS:Barışta oğullar babalarını,savaşta babalar oğullarını gömer.
7- HZ.ÖMER:Bir adamın sorusundan,onun aklının derecesi anlaşılır.
8- - SCHİLLER: Büyük başarıların sahipleri küçük işleri titizlikle yapabilme sabrını gösteren kişilerdir.
9- LA FONTAİNE:Hep küçükler yanar,büyükler azıtınca.
10- MENCİUS:Çocukluktaki saflığını kaybetmeyen adama büyük adam denir.
Bizlerin her sabah uyanıp gördüğünüz güneşi her sabah başka bir gözle selamlayan insanları anlatmak güç olsa gerek.Bu insanların çelişkilerini ,çatışmalarını anlatmak bir çok gizli ayrıntıyı açığa çıkarmakla eşdeğerdir.Nedense böylesi yağmurlu bir nisan gününde ,kendimizi zorlayarak duygu ve düşünsel bir yoğunluk noktasındayız. Bizim üstüne basıp geçtiğimiz renklere,toprağa sarılarak umut etmeyi bilenlerin dünyası zengin bir içeriğe sahip.Ve bu gerçeklik yaşamı aydınlatmaya devam ediyor,edecek…. Bizim kuşağın geleceğe bırakacağı bu ayrıntıları yaşamın öznesi yapacak gücümüz var mı?diye düşündüğüm çok oldu.Toplumun çoğunun ayrıntı dediği hayatı değiştiren o küçük yürekte,düşüncede gizliydi.Bunu bizler kendi iç dünyamıza yolculuk yaparak başlatabilirdik.Ama nedense hep ama larla başlayan sözcüklerle yapılamadı,yapılmadı.Düşünüyorum aslında bir kaçışın ifadesi olan bu kavram ve sözcüklerin yaşamımızdan bir çok zenginliği alıp götürdüğünü belirtmem gerekecek.Oysa yarınlara umutla gülümsemek ve başardım demek ne güzel bir duygu. Gülümsüyorum! İçime bir sıcaklık akıyor.Hiç bir şey geç değildir diyorum sessiz ve uysalca.
Hepimizin gerçeğinin içinde saklı düşü çekip çıkarmak ve mütevazice herkesin ellerine bırakmak o düşü.Sanırım bu yaşamın kördüğümünden çözüme doğru gitmenin ana yoludur. Bizden tek istenilen sıcak bir gülümseyiş,köklerimize olan bağlılığımızdır.Ne demişler ; “ Her ot kendi kökleri üzerine yeşerir”. Hayatın en küçük bir ayrıntısına değer biçen insanları düşündüm durdum günlerce. Bu gerçeklik, ne kadar büyük bir erdemdir anlatamam. Hayatı bu kadar yalın ,bunca derin anlatmak yani. Hayatı kelimelerin ardına gizlenmiş bir bilmece yapmak yerine herkese kendi hikayesini yazabileceğini gösterebilmek ne büyük bir erdemdir. Sanırım bizim hikayemizin yalın ve sade olması için,herkesin yüzüne bir ayna tutarak başlamak gerekir. Aynalar bizim gerçek yaşamımızın ,özlem ve umutlarımızın yol güzergahı,yol haritası konumunda.Orada çoğu şey ayrıntılarda gizlenmiş durumdadır.Ve anlardık güzellik,özgürlük,hak ve adalet kavramların içeriğini ve anlamını. Hayat akıp gidiyor ,kendi sessizliğinde.Hayat; ağız dolusu gülmektir bazen, bazen insan denen kutsal varlığın yanaklarından dökülen yaştır ve bazen derin suskunluğudur insanın, bazen öfkeli bakışlarıdır.Hayat akışı aynaların gölgesi altında yürüyüşüne devam ediyor. Her gün güneşi çok farklı duygularla selamlayan insanların ütopyasını insanlarla paylaşmak, düşüncelerini yarına taşımak, hayal ve düşlerini tarihe mal etmek için durmadan aynaların gölgesinde çalışmak ,üretmek ve yine çalışmak gerektiği bilinci bir bellek haline gelmiş yaralı coğrafyamızda...
Yaşamın aynasının gölgelerinden sızıp günümüze bize yapmamız gerekenleri sıralarken ,okumak hep ön sırada yerini tutmaktadır.Bir insanın ruhunu düşünce ve felsefe zenginliği ile doyurması büyük bir kazanımdır. Bu nedenle doğru anlamayı, doğru konuşmayı ve doğru yapmayı yaşamın olmazsa olmazı olarak gören insanların yaşamlarında bir derinlik ve çarpıcılık vardır.Hep okuyan, okuduklarını kavrayan, kavradıklarını pratikleştiren, pratikleştirdiğini hayatın temel felsefesi yapan insanların büyük yaşam arayışları vardır. Bu arayışın insanı götürdüğü nokta özgürleşmenin kendisi olmaktadır.Dolayısıyla bu süreci iyi kavrayan bir birey var olanla yetinmez, sürekli yaratan, üreten ve hep yaratıp ürettikçe biraz daha yaşama doğru, güzel ve umutla bakan, dürüst ve onurlu bir bilgesi haline gelmektedir...
Bir yolcu, bir ütopyacı, bir ayna gölgesi olarak yaşayan insanının tek amacı vardı: Özgürlük. Sözlerimi MENCİUS’in şu sözüyle bağlamak istiyorum :”Çocukluktaki saflığını kaybetmeyen adama büyük adam denir”.Çocukluk hayallerimizle yaşama sarılalım……….