Bilindiği üzere Xani eserlerini kendi anadili ile yazmıştır.Yani Kürtçe ile.Kendi döneminde anadili üzerinde durması ve eserlerini bu dille yazması üzerinde durulması ve sonuç çıkarılması gereken bir konu.Dile verdiği önem dizelerinde de yer aldığını vurgulamak gerekir.Xani;”Bu kitap turfandadır,yavrudur,yeni yetişmedir.Gerçi çok seçkin olamasa bile ben onu bağlardan derlemedim ki.Hırsızlar gibi yanlışlarımı araştırsınlar bu gönül bahçesinin turfandasıdır.Günahsızdır.Mahzun ve sefildir.İster tatlı,ister acı olsun turfandadır.Çocuk çeşidi gibidir o huydandır.Ricam şudur hal sahiplerinden kötülemesinler bu yavruyu ,bu meyve sulu olmasa bile Kürtçedir.O kadarı bile yeterlidir”.
Xani’nin bu açıklanmasında anlaşılacağı üzere,dilin toplumsal yönü vurgulanmış oluyor.Dil, bin yıllarca süren bir zaman diliminde şekillenen halkın ortak değeridir. Her halk diliyle vardır ve her dil de halklarıyla vardır. Halk diline sahip çıktığı, dili için olanaklar yarattığı, emek verdiği sürece, o dil varlığını sürdürebilecek ve gelişecektir.Gerçekten bu gün halk kendi ortak değeri olan diline yeteri derecede sahip çıkmıyor,bunun sancısını yaşıyor.300 yıl önce haykırılan bir gerçekliğe sahip çıkmak gerekiyor.
“Bir ulusun dili o¬nun ruhudur, ruhu da dilidir” cümlesinden yola çıkarsak, dil toplumsal bir değerdir. Dil, halkın çabalarıyla yaşar, varlığını sürdürür. Her halk, dilinin sunduğu olanaklardan yararlanarak, dilini kullanarak, geliştirerek tarih boyunca kendi benliğini, varlığını sergileyen bir kültür ortaya koyar. Hepimiz belli bir toplum içinde doğar, doğduğumuz toplumun dilini öğrenerek yetişiriz. Bunun aksini düşündüğümüzde ,yani dilin gelişimine müdahale edildiği zaman, halkın tarihi, geçmişi ve kültürüyle arasındaki tüm bağları koparmaya çalışmak anlamına gelmektedir.Demek ki Xani’nin üzerinde durduğu insanın toplumsal değerleriyle yaşamasının yolunun dilin yaşamasına bağlı olarak görüyor. Bu önemli bir tesbittir.
Kürtçe bugün önemli bir yaşam sorunu yaşamaktadır.Daha doğrusu yaşayıp- yaşamama sorunu yaşıyor.Kendisini nasıl amorti edecek sorusu kendisini hissettirmektedir.Eğitim, medya, kültürel ve sosyal yaşam alanlarının kapıları Kürtçe için açılmadığı sürece Kürtçe’nin varlığını sürdürmesi ve gelişmesi mümkün değildir. Bu yaşam alanları açılmazsa, bu dilin ölüm dışında bir geleceği yoktur.
AB yolundaki ilerlemeler insanı biraz umutlandırsa da,bunun zaman alacağı açıktır.Bu umut gerçekleştiği zaman,inanıyorum ki bu sayede insanların dil bilinci gelişecek, kendi kültürüne ve kimliğine sahip çıkacak bireylerin yetiştirilmesinde başarıya ulaşılacaktır.Ayrıca dünyamızda bir dil de yok olmaktan kurtulmuş olacaktır.
Bir halkı yaşatmak için o¬na dilini kullanmasını öğretmek, bir halkı öldürmek içinse o¬na dilini yasaklamak yeterli olacaktır.
Dil canlı bir varlıktır. Diller de insanlar gibi doğar, büyür, sahip çıkılmadığı ve baskı altına alındığı taktirde ölürler.
Tıpkı bütün insanlar gibi, dünyada ki bütün dillerde değerli ve eşit olmak zorundadır..
Bunun için Xani Babamızın üç yüz yıl önceki vasiyetini yerine getirmek için anadilimiz sarılalım.Dilimizi günlük yaşamda kullanmakla başlayalım.Bu büyük mutluluğu yaşayalım,,yaşatalım.İlerde bu mutluluğumuzu sürekli kılmak için yazacak bir duruma gelelim.Karar,tercih hepimizin…Bundan sonraki yazımızı daha çok filozof Xani’nin Mem u Zin adlı eserinde dil üzerinde nasıl durduğunu kendi sözleri ile açmaya çalışacağız.İnanıyorum ki 300 yıl sonra da olsa tüm zorluklara ve güçlüklere karşı bilinçli ve inatçı bir mücadele ile Filozof Xani’nin vasiyeti yerine gelecektir.Buda toplumsal olarak insanlarımızın bugünü ve geleceği kurtarması anlamına gelecektir.Bundan sonraki yazımızın devamı daha çok Xani babamızın eserinde yazdıkları temelinde vermeye çalışacağız.