Serhat, 24 Temmuz 1970 yılında, babasının memuriyeti dolayısıyla bulunduğu Ağrı’nın Eleşkirt ilçesinde doğdu. Henüz bir yaşında iken, babası Mehmet İhsan (Nuri)’nin yaşamını yitirmesi, annesi Gülsün ve kardeşleriyle birlikte Patnos’a dönmelerine neden olur. İki kız, üç erkek olmak üzere beş kardeşten en küçüğü olan Serhat, diğer ismiyle Süleyman Alpdoğan’ın çocukluk ve gençlik yılları da burada geçer. İlk, orta ve liseyi Patnos’ta bitirir.
Derslerinde oldukça başarılıdır. O, her zaman yeni ve farklı bir şeyler peşindedir. Bu özelliği kendisini kültürel ve sanatsal aktivitelere de yönlendirir. Henüz 7 yaşında iken, ortaokula giden abisinin çaldığı bağlamaya merak sarar ve her fırsatında “tıngırdatmaya” çalışır. Ancak her seferinde abisinin sert tepkileriyle karşılaşır ve saz, boyunun ulaşamayacağı yüksekliğe asılır. Ancak O, pes etmez, direnir. Sonra sazın telleri kopartılır, yine nafile… İş kendisinden beş yaş büyük olan abisi ile kavgaya varır. Ancak O bir kere başlamıştır ve geriye dönüş yoktur…
Yıl 1985-86’dır… Kaset yapmak üzere İstanbul’a gider. Bu gidiş aynı zamanda aileden de ilk ayrılışıdır. Abisinin arajmanlığını yaptığı ’Gülo’ isimli ilk kasetini, Murat Esen adıyla, çıkarır. Ancak ekonomik şartların zorluğundan tekrar Patnos’a dönmek zorunda kalır. 1987’de liseyi bitirir. 1988’de 1800 kişinin arasından ikinci sırada İzmir Ege Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarı Bölümü’nü kazanır. Konservatuar’a girdikten sonra bağlama yerine, bir Azeri enstrümanı olan çift hörgüçlü ‘tar’ üzerine eğitim alır. Bunun yanında kaval, gitar, bağlama, klavye de çalmaya başlar. Konservatuar yılları Süleyman için, kendini sorgulama ve bir çıkış yolu bulma dönemidir. Artık hem Kürtlük, hem de Kürt sanatı, müziği üzerine araştırmalarla başlar.
90’lı yıllarda yolu Avrupa’ya düşen Hozan Serhat, burada Hunerkom bünyesinde çalışmalarını sürdürür. Ancak her ne kadar Avrupa ortamı teknik açıdan insanı geliştirse de, olanaklar sunsa da, “Bir devrimci için ülkeye dönmek bir görevdir” der. Hozan Serhat 1996 yılında kaynağa dönüşü gerçekleştirir ve Hewlêr’de bulunan Mezopotamya Kültür Merkezi’ne gider. Güney Kürdistan’ın hemen her yerinde gecelere, morallere katılır. Behdinan ve Süleymaniye’de canlı ve dinamik tarz ve temposuyla faaliyetlerini aralıksız devam ettirir. Süleymaniye’de Güzel Sanatlar Akademisi Orkestrası’nın dikkatini çeker ve ilk kez bu orkestrada bir tamburwana yer verilir.
Sanatçı, 10 Temmuz 1999 günü hayatını kaybeder.
Doğubayazıt