AnasayfaForumlarDoğubayazıt HakkındaKöşe YazılarıResim GaleriİletişimHesabınız
MuziklerKürçe Muzikler
Klasik Stranen Geleri
Türkçe Ezgiler
Türkçe Ve Kürtçe Rock

Doğubayazıt Turistik YerlerEhmede Xani (1651–1707)
İsakpaşa Sarayı
Ağrı Dağı ( Ararat )
Urartu Kalesi Ve Şafi Camii
Nuhun Gemisi
Doğubayazıt Kültürel YapıTarihi ve Kültürel Özellikleri
Foklirik Giyim
Halk Müziği ve Geleneksel Oyunlar
Elsanatları
Mutfak Kültürü
Gerekli BilgilerSivil Toplum Kuruluşları
Önemli Telefon Numaraları
Ulaşım Ve Konaklama
Belediye Başkanlarımız
Gelir Kaynakları
AstrolojiBurçlar
Reelkarnasyon
Kızılderili Astrolojisi
Rüya Tabireleri

| Anasayfa | Köşe Yazıları | Biyografiler | Resimler | Doğubayazıt Haberler | Şiir | Reklam | Sitede Ara | İletişim | Üye Paneli |
| Forumlar | Komik Videolar | Komik Sesler | Flash Şiirler | Anketler | Rock Muzik | Halk Muziği | Haber Arşivi | Haber Öner | Çıkış |
Giriş


 
Dogubayazitnet :: Başlığı Görüntüle - Hamidiye Alaylarındaki Bayezid Sancağı Ve Civarı (1828-1878)
 Pano KılavuzuPano Kılavuzu   AramaArama   GruplarGruplar   HesabınızHesabınız   Özel MesajlarÖzel Mesajlar   Oturum AçOturum Aç 

Hamidiye Alaylarındaki Bayezid Sancağı Ve Civarı (1828-1878)

 
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu -> Tarih Ve Araştırma
« Önceki konu :: Sonraki konu »  
Yazar Mesaj
HakaN
Site Admin
Site Admin


Kayıt: May 13, 2006
İletiler: 236

Teşekkür Sayısı: 122
Kendisine 65 kez teşekkür edildi, gönderdiği toplam mesaj 30 adettir.


Ruh Halim

İletiTarih: Per Şub 28, 2008 3:55 am   İleti konusu: Hamidiye Alaylarındaki Bayezid Sancağı Ve Civarı (1828-1878)  Alıntıyla Cevap GönderAlıntıyla Cevap Gönder

Hamidiye Alayları kimlerden oluşuyor?

Hamidiye Alayları ile ilgili kanunnamede bütün konular detaylı olarak belirtilmiş ve yasal boşluk bırakılmamıştır. Kanunun 19. maddesi ise alayların hangi halklardan oluşacağına dairdir:

"Asâkir-i Hâmidiye Süvari Alayları Türkmen ve Karakalpak ve Kürt ve Arab aşâirinden mürettep olduğundan bu akvama (kavimlere) mensup olanlardan her birinin mensup olduğu kabâil (kabileler) ve eşâirin iktiza edegeldikleri (giydikleri) şekil ve kıyafette bulunması münasip ve muvâfık olacağından şimdilik üç nümune intihab olunmak.. şarttır. Üzerlerinde ahâli-yi sâireden fark olunacak surette alayın isim ve numarası yazılı bir alâmet-i fârika bulundurulacaktır."

İstanbul'da Aşiret Mektebi

Alayların subay kadrosu ise, İstanbul'daki Süvari Mektebi'ne alınan aşiret çocuklarından oluşturulacaktı. Bunların yeterli olmadığı durumlarda ise aşiret "ümerâ ve rüesâsından" atanacaktı. Fakat eğitimler için nizamiye süvari alay subaylarının tayin edileceği belirtiliyordu. Ayrıca, savaş birliği olan alay ve bölük komutanlarının mutlaka ordudan, diğer subayların (kaymakam, binbaşı, kolağası, vb.) ise aşiret ilerigelenlerinden olması karar altına alınmıştı.

Devlete yaptıkları hizmetler "takdire şâyan" ise,"irâde-i seniyye" ile miralay (albay) rütbesine terfi edeceklerdi fakat yardımcısı mutlaka nizamî (ordu mensubu) bir subay olacaktı. Böylece alayların devlet tarafından kontrolü daha da kolaylaşacaktı. Alay kanunnamesinde bölüklerin yapısı da şöyle tayin ediliyor:

Her bölük 4 takımdan, her takım da 32 neferden az, 48 neferden fazla olmayacaktı. Alaya alınan herkese devlete, şeriata sadakat yemini ettiriliyordu.

Alay mensuplarından herhangi biri köyünde veya evinde bulunduğu zaman, başka bir ile gideceği zaman kendi zabitinden izin almak zorundaydı. Her fert, mensubu bulunduğu aşiretin geleneklerine uygun, fakat tek tip elbise giyecek, üzerinde ise bağlı bulunduğu alayın işaret ve numarasını bulundurması mecburi idi. Her alay mensubu bineceği atını ve takımlarını kendisi temin etmekle yükümlüydü ve atlarda mutlaka alayın damgası olacaktı.

Seraskerlik süvari denetimi altında bulunan alayların bütün subay ve komutanları alay mensuplarından temin edilecekti. Silah altında iken işlenen suçlarda askeri kanunlar uygulanacaktı. Eğitimlerinde emredilen yerlerde zamanında bulunmayanlara suç derecelerine göre idama kadar varan cezalar verilebilecekti. Alaylara girmek için hiç kimseye cebri uygulama yapılmayacaktı.

Alayların eğitim şekli

Hamidiye Süvari Alayları'nın görev ve eğitimlerini düzenleyen madde 1911 tarihinde yayımlanan nizamname ile daha modern hale getiriliyordu. "Cerad Nizamı" denilen bu talimat, alaylardan daha iyi faydalanabilmek için bazı yabancı ordularda kabul edilen manevra ve savaş düzeninin Aşiret alaylarına uygulanmasını öngörüyordu.

Buna göre, ordu tarafından desteklenen ve yönetilen alayların görevi düşman süvarisinin yanaşık düzendeki "kıtaatını" dağıtmak, düşman keşif kollarına güçlük çıkarmak, düşmanı yanıltmak, oyalamak, baskın yapmak ve çekilen düşmanı takip etmekti.

1912 yılında yapılan küçük bir değişiklikle Aşiret Alayları birleştirilecekti. Mevcut 66 Hamidiye alayı yerine 4 fırkada birleşecek 24 alayın oluşturacağı tahmin ediliyordu.

Bu fıkralara ancak evinde eyerli bir savaş atı bulundurmak yükümlülüğünü kabul edenler kayıt yapabileceklerdi. Alaylılar, her yıl eğitim kamplarına alınacak ve eğitimleri yenilendikten sonra kendilerine silah dağıtılacaktı.

Yeni nizamname ile birlikte merkezi otoritenin kontrolü daha etkin hale getirilecek ve düzenli ordu subaylarının kumanda etmesi şartı getiriliyordu. Aşiret ileri gelenleri ise bu subaylara muavinlik yapacaklardı. Takım komutanı sayısı ikiye çıkarılıyor ve biri düzenli ordudan diğeri aşiretten atanıyordu.

Sivas civarında Karakalpak aşireti tarafından kurulan 40. alay, hiçbir liva ile bağlantısı olmadığından Sivas'ta bulundurulacak süvari bölüğünün yardımıyla Sivas Kumandanlığı'nın denetimi altında askeri ağitim yapmaktan başka hiçbir faaliyeti olmamıştır. Aynı olay Tutak'ta da gerçekleşmiştir. Azeri göçmenlerden kurulan bir "Hamidi birlik" hiçbir varlık gösterememiş, sadece kaza merkezinde jandarmanın kontrolünde konuşlandırılmıştır.

Aşiret ve alayları

Bayram Kodaman, "Sultan II. Abdülhamid Devri Doğu Anadolu Politikası" isimli kitabında Hamidiye Alayları ile ilgili dikkati çeken bir belgeyi yayımlamış.

Müşir Şakir Paşa'nın Anadolu Müfettiş-i Umumisi sıfatıyla 1895'te bölgede yaptığı incelemeler sonucunda, beraberinde bulunan Zeki Paşa ile birlikte Sultan Abdülhamid'e çektikleri telgraf, oldukça önemli bir belgedir.

Bu belgede livaların oluşturuldukları ve kuruldukları yerlere dikkat ettiğimizde, Sultan Abdülhamid'in çok ince bir strateji ile Rusya ve İran'dan gelebilecek herhangi bir tehlikeyi "tez elden bertaraf" etmeyi hedeflediği görülmektedir. Livalara mensup alay sayısı beş ile dokuz arasında değişmekteydi. Viranşehir'deki Milli ve Malazgirt'teki Husnanlı (Hasenan) aşiretleri beşer alayla, Haydaranlı aşireti yedi alayla en güçlü aşiretler olarak başı çekiyorlardı.

Şakir ve Zeki paşalar telgraflarında, güç ve nüfuz sahibi aşiret reisleri Bab-ı âlide çok güçlü ilişkilere sahip oldukları belirtiliyordu.

SULTAN ABDÜLHAMİD HAN'IN SUÇLAMALARA VERDİĞİ CEVAP

Sultan Abdülhamid Han, Hamidiye Alayları ile ilgili eleştirilere, Dergâh Yayınları tarafından 1984 yılında yayımlanan "Siyasi Hatıratım" isimli kitabında şöyle cevap veriyor: "Kürt alaylarını teşkil ettiğim için Avrupa gazeteleri acı tenkidlerde bulunuyorlar ve bu teşkilat meydana geldiğinden beri Kürtlerin, Şark vilayetlerindeki Ermenilere daha vahşice davrandıklarını iddia ediyorlar ve bizim tarafımızdan teşkilâtlandırılan bu kürtlerin istiklallerini ilan etmek için bize karşı isyan edeceklerinden endişe ettiklerini söylüyorlar. Anlaşılan gazeteler mevzu arıyorlar, bu sebeple de yalan yanlış her şeyi yazıyorlar. Muhabirler, Kürdistan'daki vaziyeti Beyoğlu'nda oturdukları rahat köşelerini terketmeksizin, ancak Ermenilerin görüş zaviyesine göre mütalaa ediyorlar."

HAMİDİYE ALAYLARININ BULUNDUĞU YERLER

Hamidiye Alayları'nın kuruluşu iki bölgede gerçekleştirilecekti. Birinci bölge, Rusya ile sınır olan Erzurum-Van arası, ikinci bölge ise Mardin-Urfa hattının kuzey kısmında kuruluyordu.

Sultan Abdülhamid'in emri ile Erzincan'ı merkez üs olarak kullanan 4. Ordu Kumandanı Müşir Mehmet Zeki Paşa, 1891 yılı ilkbaharında Mirliva (Tuğgeneral) Mahmud Paşa'yı Van, Malazgirt ve Hınıs taraflarına göndererek alayların örgütlemesini başlattı.

Fahrettin Altay'ın "10 Yıl Savaşı ve Sonrası" isimli kitabında anlattığına göre, 1896 yılına gelindiğinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin hemen tümünde yüz civarında Aşiret Alaylarının kurulduğunu belirtiyor. Buna mukabil başka kaynaklar ise yüzün üstünde alayın kurulduğunu iddia ediyor.

1897 tarihli 13. "Salname-i Vilâyet-i Erzurum"da bu bölgede şu alaylar bulunuyordu: "1, 2, 3, 4 ve 7. alaylar Tutak'ta (Bugün Ağrı ilimizin hudutları dahilinde bulunan bir ilçedir), 4. Alay Eleşkirt'te, 5, 6, 11 ve12. alaylar Karakilise'de (bugünkü Ağrı), 8. Alay Hasankale'de, 9, 37 ve 38. alaylar Bayezid'te (bugünkü Doğu Beyazıt), 10. Alay Diyadin'de, 26, 29, 32 ve 35. alaylar Hınıs'ta, 34. Alay Tekman'da, 36. Alay Kiğı'da" bulunuyordu.

Hamidiler ve Ermeniler

Osmanlı-Rus Harbi'nden önce Ermeni komitacıların bölgede başlattıkları terör, tedhiş ve katliam olayları, Hamidiye Süvari Alyları'nın sınanmasına sebep oldu.

Erivan ve Osmanlı sınırlarına yakın diğer Rus illerinde askeri eğitimden geçirilen Ermeniler kafileler halinde Türkiye'ye geri dönüyorlardı.

Üçüncü Liva Birinci Alayı kumandanı Abdülmecid Bey'in torunu Muhyeddin Bey'in anlattığına göre, Ermeni komitacıların bu çalışmaları pervasız hale gelmişti:

"Her sene son baharda yöremizden, Bitlis'ten, Tatvan'dan Siirt'ten Ermeni gençler kafileler halinde Sınırı geçip Erivan'a gidiyorlardı.

"Bizim hafiyelerin yaptıkları tesbitlere göre bu gençler Erivan'da silahlı eğitim alıyorlarmış. Van, Bayezid ve diğer yerlerdeki ecnebi sefarethanelerindeki casusların da kışkırtmalarıyla Ermenilerin silahlanmaları ve Kürtlere yönelik terör eylemleri şiddetini arttırmış, adeta katliam haline dönüşmüştü. Ermenilerin bu eylemleri öyle bir hale geldi ki artık Kürtlerin namuslarına ırzlarına tecavüze vardı. Bunun üzerine Kürt Hamidiye Alayları mensupları eylemlere karşı harekete geçtiler.

"Bildiğim en son olay, Rus harbinden bir süre önce Erivan'dan dönen yaklaşık 300 civarında Ermeni silahlı milis birliği Köşk, Şeme (Geçimli), Mirze (Ocakbaşı) köylerinden geçip Kertevin dağlarına yerleştikleri haberi geliyor. Bu haber üzerine dedem (Kaymakam Binbaşı Abdülmecid Bey), Malazgirt ve Hınıs'tan gelen Hamidiler, Ermenilerle bu hatta çatışmaya girdiler. Çatışma bir hafta sürmüştü."

Aşiret reisinin oğlu Kabataş'ta

Sultan Abdülhamid, Hasenanlı aşiret reisi Mustafa Bey ile hafiyeler aracılığı ile görüşüyor ve Mustafa Bey'in Kabataş Leyli Meccanisi (Kabataş Yatılı Lisesi)'nde okuyan oğullarından Kulihan Bey'e Maarif Vekaleti'nin verdiği aylık 60 kuruş maaşın haricinde kendisi de düzenli olarak harçlık ve kıyafet gönderirdi. Ayrıca Mustafa Bey'in en küçük oğlu olan Kolağası Kerem Bey'in Ermeni katliamcılara (Hınçak ve Taşnak komitacılar) karşı yaptığı başarılı operasyonlardan dolayı bir kama, kendi mührünü taşıyan gümüş tütün tabakası ve fildişinden bir doksandokuzluk tesbih hediye göndermişti.

AŞİRETLERİN LİSTESİ

Şakir ve Zeki paşaların Sultan Abdülhamid'e gönderdiği telgrafta belirttiklerine göre aşiretlerin isimleri şöyledir:

Birinci Liva
Merkez: Karakulliya
Zilan Aşireti, Karakalpak Aşireti Ademanlı Aşireti, Hayderanlı Aşireti Celali Aşireti, Şazili Aşireti İkinci Liva
Merkez: Hınıs
Cemdanlı Aşireti, Cibranlı Aşireti Zirkan Aşireti Üçüncü Liva
Merkez: Malazgirt
Sipkanlı Aşireti, Karakalpak Aşireti Husnanlı (Hasenan) Aşireti Dördüncü Liva
Merkez: Erciş
? (aşiret adı okunamamış) Haydaranlı Aşireti Beşinci Liva
Merkez: Başkale
Mukri (Muqri) Aşireti Milan Aşireti, Şemsıki Aşireti Şukufti Aşireti, Takuri Aşireti Altıncı Liva
Merkez: Mardin
Milli Aşireti, Karakeçi Aşireti, Tay Aşireti, Miran Aşireti Ertuşi Aşireti
Yedinci Liva
Merkez: Ruha (Urfa)
Kays Aşireti, Berazi Aşireti


Başa dön
Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder E-Posta gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSNM
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder    Mesaj Panosu -> Tarih Ve Araştırma Saatler GMT +10 zaman dilimine göredir
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
| Anasayfa | Forumlar | Köşe Yazıları | Doğubayazıt Hakkında | Haberler | Haber Öneri İhbar | İletişim | Profiliniz |
Tüm Hakları Saklıdır
DogubayazitNet.com © 2005 - 2006 - 2007 - 2008
www.dogubayazitnet.com



DogubayazitNet.com Özel Arama