HakaN Site Admin


Kayıt: May 13, 2006 İletiler: 236
Teşekkür Sayısı: 122 Kendisine 65 kez teşekkür edildi, gönderdiği toplam mesaj 30 adettir.
Ruh Halim

|
Tarih: Pzr Nis 27, 2008 4:56 am İleti konusu: Kentsel yoksulluk |
 |
|
 |
|
 |
 |
Kentsel yoksulluk her yerde kendini gösteriyor. Mendil satan çocuklar, dilenenler,ayakkabı boyacıları, kağıt toplayanlar.. Kırdan kente gelip de kalifiye olmayan insanlarımız marjinal iş sektöründe günlük hayatlarını kurtarmanın peşinde. Literatürlerde “kentsel geçimlik iş sektörü” diye adlandırılan işportacılık bir ailenin minimum ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, o gün için karınlarını doyurması için tek çıkar yol.
Kayıt dışı ekonomide en büyük paya sahip olan geçim şekli, gelişmekte olan ülkelerdeki en büyük sıkıntı. Kırdan kente göç insanlarımızı şehirlerde barınmaya iterken aynı zamanda gecekondulaşma gibi bir sorunu da gündeme getirmiştir. Bazı sosyal bilimcilerin “mikrop kıyılar” olarak adlandırdıkları bu yapılaşma 1. kuşak ve 2. kuşak olmak üzere ikiye ayrılıyor. Başlangıçta yalnızca barınma amaçlı olarak gecenin bir yarısı bir tepe başına kondurulan bu evler, şimdilerde önemli bir rant kaynağı. Günümüzde gecekondular hedef kitleye satılmak üzere yapılan lüks dairelerden villalara kadar geniş bir skala çiziyor. İçlerinde yaşayanlar simit satanlar, limon, poşet satan orta direk altı vatandaşlarımız değil, milletvekilleri, sanatçılar vergi rekortmenleri. Yasal olarak zemini olmayan bu iki kuşak arasındaki tek fark, mevkilere giden hizmet. Göçe zorlanan insanlara elle tutulur herhangi bir çözüm sunulmazken, hiçbir hizmet de götürülmüyor. Alt yapıdan yoksun mahallelere barakadan bozma okullar yapılıyor, arazinin değerine göre de zaman zaman yıkım ekipleri ortalığı talan ediyor. Şehrin göbeğindeki kaçak gökdelenler, alışveriş merkezleri, villalar ise çevre düzenlemeleri otoparkları ve ek binalarıyla gün geçtikçe büyüyor. Buradaki çifte standardın sebebini açıklamaya gerek olmadığını düşünüyorum. Türkiye’de %2’lik kesimin içinde olmayan herkes durumun zaten farkında. Önemli olan elden ne gelip gelmeyeceği. Her şey bizlerin aleyhine işliyor. Yasalar parası olmayanın yanında yer almıyor. Adalet mülkü olanın yanında. Sivil toplum kuruluşlarının etkisi zayıf. Bireysel hareket etmek bizlere bir şey kazandırmaz. Örgütlü düşünüp hareket edilmeli. Gecekonduda oturmayanlarımız günlük kaygılarımız içerisinde o semtlerde yaşayan insanların sorunlarına yeterli duyarlılığı gösteremiyor. Önce günü kurtarma mantığı var. Fakat bu sonu olmayan bizleri çözüme götürmeyecek bir mantalite. Bizler çocuklarımız ve torunlarımızı düşünmek zorundayız. Bugünü kurtarmak yerine yarını kurtarmanın peşinde olmalıyız.
Bizlere düşen görev, konuşmak fakat konuştuklarımızı eylemlerimizle temellendirmek. Aksi takdirde meydanlarda çığıran politikacılardan hiçbir farkımız kalmaz.
Osman Eren
Kaynak: http://en-haber.com/haberdetay.asp?bolum=92&uyeid=3 |
|
 |
|
 |
|
|