nd Tecrübeli Üye


Kayıt: Mar 08, 2007 İletiler: 143
Teşekkür Sayısı: 70 Kendisine 72 kez teşekkür edildi, gönderdiği toplam mesaj 45 adettir.
Ruh Halim

|
Tarih: Pzr May 04, 2008 11:46 pm İleti konusu: 2008 Doğubayazıt Festivalini Orhan Doğan'a Adayalım! |
 |
|
 |
|
 |
 |
2008 Doğubayazıt Festivalini Orhan Doğan'a Adayalım!
Kürt dünyasının güzel ve tatlı sesiydi Orhan Doğan
2007 yılının Haziran ayında Doğubayazıt'ta kutlanan 'Uygarlığın kavşağındaki kent Ehmedê Xani ile aydınlanıyor' isimli festivalde, Kürt siyasetçisi Orhan Doğan, kapanış konuşması yaptığı sırada kalp krizi geçirirken son sözü “barış” olmuştu.
29 Haziran 2008 tarihi Demokrasi şehidi Orhan Doğan'ın ölüm yıldönümüdür. Beklentimiz bu yılın Haziran ayında gerçekleştireceğimiz geleneksel Doğubayazıt Kültür Festivali'nin bu alçakgönüllü, kültürlü, inançlı, direnişçi, görkemli Kürt şahsiyetine adanmasıdır.
Doğubayazıt Orhan Doğan Kültür Sanat ve Turizm Festivali
Ruhu şad olsun! Haysiyetli çabaları ile halkımıza liyakatle hizmet etmiştir.
Demokrasi ve Özgürlük Şehidimiz Orhan Doğan
Beynin kaldıramayacağı yükleri vücudun başka organlarıyla paylaşması gerekiyor.Orhan Doğan'ınkini yüreği paylaştı. Bilincinin yüküne, tanıklıklarına, bildiklerine, gördüklerine, inandıklarına daha fazla dayanamadı yüreği.
Barış, demokrasi, adalet ve kardeşliğin sadece gerekli değil aynı zamanda son derece mümkün olduğunu biliyordu. Mahkemelerde, toplantılarda, mitinglerde, tartışma programlarında, görüş günlerinde inançla, inatla bunları söylemeyi sürdürdü. Hiçbir zaman yılmadı. Bu nedenle sonunda yüreğinin eşlik ettiği yük, umutsuzluğun değildir; olsa olsa apaçık ortada duran gerçeğin, bir türlü görülmek istenmemesinden kaynaklanan isyanın yüküdür.
Orhan Doğan, aydınlığı görmüş ve onun nerede gizlendiğini biliyor olmanın, gizleneni göstermeye çalışmanın adı. Bu denli açık olan gerçeğin ve yakın olan çözümün her seferinde başka şekilde gizlenmesi yıldırmadı onu ama anlaşılan o ki, koca yüreği bir yerden sonra isyan etti buna.
Saatlerce süren yolculuktan sonra Van’a yetiştirilen Orhan Doğan’a müdahale eden Yrd. Doç. Dr. Tuncer şunları söylemiştir:
“Doğan’ın beyni ve kalbi, yolda geçirdiği süreden dolayı yeterli fonksiyonu gösteremiyor. Şu an elimizden gelen bütün tıbbi işlemleri yapmamıza rağmen genel durumu kritik. Yaklaşık 3–4 saatlik gecikme söz konusu. Bu da beynin yeterince oksijensiz kaldığının bir göstergesi."
Orhan Doğan kalp krizini Doğubayazıt'ta değil de, İzmir, Ankara, İstanbul, kısaca Doğu-Güneydoğu içinde yer almayan herhangi bir şehirde geçirmiş olsaydı şimdi yaşıyor olacaktı.
Yıllardır Hükümetler, Doğu-Güneydoğu'ya sadece kan, gözyaşı, açlık, sefalet ve bütün bunların doğal sonucu olan geri kalmışlığı layık gördüler… İşte bu yüzden de, Doğu-Güneydoğu'da doğru dürüst tam donanımlı bir hastane yok. Olan hastanelerin birçoğunda da kalp ünitesi yada bölümü yok. Unutmayalım ki Orhan Doğan, Bursa yada Eskişehir’de değil, 'Doğubayazıt’ta kalp krizi geçirmişti.
Başta ailesi olmak üzere Kürt halkının, ilerici insanlığın, coğrafyamızda barış ve kardeşlik için mücadele edenlerin ve tüm sevenlerinin yürek acılarını bir nebze de olsa hafifletmek adına, bu yıl Haziran ayında düzenleyeceğimiz festivalimizi, demokrasi şehidimiz, barış elçimiz sayın Orhan Doğan’a adayalım mı?
ORHAN DOĞAN'IN SON SÖZLERİ
Ağrı'nın Doğubayazıt İlçesi'nde düzenlenen 'Ehmedê Xanî Kültür Sanat ve Turizm Festivali'nin kapanış konserinde kalp krizi geçirdiği için tamamlayamadığı konuşmasında şunları söyledi:
"Bizi 13 yıl önce meclis kapısında ensemizden tutarak tutsak alanlar, Kürt halkına olan bağlılığımızı ve sevgimizi de tutsak alacaklarını sandılar. Ancak yanıldılar, hem de çok yanıldılar. 22 Temmuz seçimlerine girmemizi de engellediler. Olsun engellesinler. Biz zaten makam mevki peşinde değiliz. Biz 22 Temmuz'da parlamentoya onlarca Orhan Doğan, Leyla Zana, Hatip Dicle ve Selim Sadak gönderiyoruz. Biz bugüne kadar halkımızın emrinde olduk. Sizlere hizmet etmeye devam edeceğiz. 'Bin Umut' adayları gümbür gümbür geliyor. 1992'de Süleyman Demirel geldi, 'Kürt realitesini tanıyoruz' dedi. Çiller, Bask modeli, Yılmaz, 'AB'nin yolu Diyarbakır'dan geçer', Erdoğan, 'Kürt sorunu benim sorunumdur' dedi. Bülent Ecevit köy-kentlerden falan söz etti. (Doğan bu sırada Ecevit'e yuh çekilmesine 'Yuh yok, sakın ha Allah rahmet eylesin diyerek izin vermedi) Ama hiçbiri Kürt sorununu çözdü mü? Arkadaşlar gözyaşının rengi yoktur ama kanın rengi kırmızıdır. Yaşamını yitiren Mehmetçik de, dağdaki de bizim kardeşimizdir. Akan kan durdurulsun. Kim akan kanı durdurursa onun önünde eğilmeye hazırız. Kürt sorununun çözümü için son zamanlarda önemli gayretler oldu. Ama generaller buna da müdahale ettiler. Kürt sorununun çözülmesine izin vermediler. Şimdi soruyorum size, Deniz Bahçeli mi çözecek Kürt sorununu? Bu ülke 5 tane darbe gördü. Bu ülkeyi solcular, sağcılar, kendine Müslümanım diyenler yönetti. Ama sadece Kürtler yönetmedi. Şimdi 22 Temmuz'da sıra Kürtlerde. Şimdi Kürtlerin zamanı. Bu toplumu siz demokratikleştireceksiniz. Kürtler bu ülkeye demokrasiyi getirecek. 22 Temmuz'da yeni bir Türkiye yaratacağız. Bu bizim namus borcumuzdur. Değerli dostlar ben bugüne kadar size barış ortamını sağlayamadığım için özür dilerim. Arkadaşlarım adına özür dilerim. 22 Temmuz'da önce barış diyeceğiz."
bazid.net |
|
 |
|
 |
|
|